Helal Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Helal Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2015 Çarşamba

KAVRAMLARI YENİDEN ANLAMAK

(İlk Olarak http://www.zinde.info/ 'da Mahmud Salih tarafından 29 Eylül 2013'te yayınlandı)


Mevlana hazretleri; “Dünle beraber gitti cancağızım ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” demiş. Şairimiz Mehmet Akif’te; “Doğrudan Kuran’dan alıp ilhamı / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı.” diye mısralaştırmıştır bu manayı. İmam-ı Şa’ranî hazretleri de; “Her peygamber bir şeriat ile gelir, her veli de zamanına göre yeni bir anlayış getirir.” der.

Şu gökkubbe altında söylenmemiş bir şey yok aslında. Her şey Allah tarafından kendi çağında gönderilen peygamberler vasıtası ile söylettirilmiş. Peygamberlerden sonra da, bütün peygamberlerin varisleri olan o ümmetlerin alimleri tarafından hep yenilenerek söylenmiş, hatırlatılmış. Her veli de kendi diliyle ve kendine verilen yetkiler ölçüsünde söylemiş, ümmete yol göstermiştir.

Bu nedenle, biz müslümanlara düşen, yaşadığımız zaman dilimi içerisinde o çağın manen sorumlu insanlarını bulup, onların, değişmeyen hakikatleri yeniden söylemelerine kulak vermektir. Zamanın ihtiyaçlarına göre getirilen yeni anlayışları kavramak ne kadar çabuk ve doğru olursa, ümmetin düşmüş olduğu perişanlıktan kurtulması o kadar çabuk olacaktır.
Kur’an’da bahsedilen ve bahsedilmeyen her peygamber kendisine rabbi tarafından verilen vazifeleri eksiksiz yapmış ve rabbine kavuşmuştur. Her peygamber varisi veli de, aynı şekilde kendisine verilen yetkileri ve görevleri kendi zamanında peygamberden sonra hakkıyla yerine getirir ve rabbinin davetine, görevini kendinden sonraki vazifeliye devrederek icabet eder.

Tevhid Asrı olacak 21. Asırda her şeyi “Yeniden Düşünmek”, “Yeniden Söylemek” ve bunların ışığında “Yeniden İnanmak”, yani inancımızı sağlam delillerle yeniden yerine koymak bizim ileriye sağlıklı bakmamıza vesile olacaktır.

Fikirlerin doğru algılanması, o fikirleri ifade eden kelimelerin doğru ve tam olarak algılanmasına, yazıyı yazanın kasdettiği anlam ile okuyanın zihninde oluşan anlamın aynı olmasına bağlıdır. Biz bu yazı denememizde, bu çerçevede düşünülmek üzere bazı terimlerin yeniden söylenmesini, değişik yazı, konuşma ve makalelerden aldığımız bilgiler çerçevesinde denedik. Bu yeni söylemler, kelimelerle ilgili önyargıları da ortadan kaldırabilir; her ne kadar önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan zor olsa da…

… Sadi’nin dediği gibi, maksat geride bir nakış bırakmak… Aşağıda, hepimizin bildiği bazı kelimelerin yeniden söylenmiş manalarını bulacaksınız. Umarız faydalı olur.

Allah     : Sadece müslümanların değil bütün alemlerin, yaratılanların ve yaratılmayanların yaratıcısı, yarattığı bütün şeylerin Sahibi, Hakimi, Meliki, Rabbi, Yöneticisi, Tanrısı, mutlak ve gerçek varlık.
Sübhanallah:Ey Allahım sana hayranım. Bütün mükemmellikler sana aittir, her türlü eksiklik senden uzaktır.
Zikir   : Her an anmak. Kul ile Rabbinin arasındaki kesintisiz iletişim kurma aracı. Rabbini kesintisiz hatırlamak, O’nu hatırında tutmak, hiç unutmamak. Hatırlama halinin devamlılığını kazanmak. Allah’ın istediği hal üzere olmak.
Kur’an: İnsan Kullanım El Kılavuzu, Kılavuz.
Peygamber : Kılavuzun ilk ve tam uygulayıcısı.
Siyer: Kılavuzun ilk ve tam uygulayıcısının canlı Kur’an olarak yaşadığı örnek hayatı.
Salat ü Selam: Ümmeti ile peygamberleri arasındaki kesintisiz iletişim aracı.
Hıristiyan: Önceki kullanım kılavuzlarını tahrif ederek kendi nesillerine ihanet edenler.
Yahudi: Kılavuzları getiren elçilere kasd edip öldürenlerin torunları.
İslam: Fıtrata en uygun din, sistem ve hayat tarzı. Evrensel değerler sistemi. İlk ve son İlahî dinin adı.
Rabıta: Seven ile sevilenin aralarındaki kesintisiz iletişim, daima sevdiğinin huzurunda imiş gibi olmak. Ruhani varlıkların her zaman bizimle beraber olduklarının farkındalığı.
İmam   :Din danışmanı.

Âli Himmet:Yüksek ve kutsal vizyon.
Vizyon: Geleceğin düzenlenmesi, tertibi ve şekillendirilmesi, var olmayanı hayal etmek ve arkasından var etmek.
İbadet: Dinî şuuru canlı tutmak, nefsi terbiye etmek ve ahlakı güzelleştirmek amacı ile Allah’ın yapılmasını emrettiği şeyler.
Nefis: Bedenin idare müdürü.
Namaz: Allah’ın huzurunda olmak.
Oruç: Bütün kötü alışkanlıklarla, nefsin heva ve hevesleriyle savaşmak. Nefisle cihâd-ı ekber yapmak.
İhlas: Yaptığı bir şeyi başka hiçbir niyet katıştırmadan sırf ve sadece Allah rızası için yapmak.
Takva: Samimi dindarlık. Rabbe karşı duyarlılık. Kişinin Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olması.
Fi Sebilillah : Sırf Allah rızası için. Farzları, nâfileleri ve her nevi hayırları yerine getirerek Allah’a yaklaşma, O’nun rızasına erme maksadı güdülen her ihlâslı amel “Allah yolunda”dır.
Allah Yolu: Allah’ın rızasını insana kazandıracak yol.
Zeka:Allah’ın rızasını kazanma becerisi.
İstiğfar: İnanç bütünlüğü ve iyi niyete rağmen yapıverdiğimiz kusur ve günahlardan dönüşü ve bağışlanmayı dileyiş.
Tevbe: Olgun ve ergin insan olma yoluna girmek. Yaşam rotasını ters yönden çevirmek, iyiye, doğruya ve güzele yönelmek.

Misyonumuz: İslamî çizginin dışına sapmadan, sünneti seniyyeye bağlı, aşırılıktan uzak, çağa uygun, takvaya dayalı müslümanlığı yaşamak ve yaşatmak.
Tasavvuf: Yaratıcımız’ın en son mesajı olan Kur’ân-ı Kerîm’in tarif ettiği ve Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatına uyguladığı yaşam tarzını, yine Yaratıcımız’ın hoşnutluğunu kazanma gayesiyle tüm benliğimizle uygulamak ve yaşamak yüksek eğitimi.
Ahlak: Hayatta izlenmesi gereken hareket tarzları ve kaideleri.

Cihad: Allah’ın rızasını kazanmak için doğrunun, iyinin, hayrın hakim olmasını temin etmek. Hayırları yapmak, kötülükleri yenmek ve ortadan kaldırmak hususunda olanca cehd ve gayreti sarf etmek.
Savaş: Yeryüzünde fitne ve fesat çıkaran bozgunculara ve mütecavizlere, insanları özgürlüklerinden yoksun bırakmaya çalışan, onları kandırmak ve sömürmek isteyen zalimlere karşı yapılan mücadele.
Suret: Varlıklarda bulunan ve onları birbirinden ayıran maddî şekiller ve manevî özellikler.
Ğayb: İnsan idrakini aşan olgular.
Rızk: Geçim aracı. İnsan için yararlı olan bütün maddî ( gıda, mal, çocuk gibi) veya manevî ( bilgi, erdem gibi) şeyler.
Farz: Dince kesinlikle yapılması gerekli ve zorunlu bir görev.
Niyet:Kalbin ameli.
Kafir: Hakikati inkara şartlanmış olan.
İkram: Yüce duygu ve davranışlar sergileyerek bir şey vermek, bağışlamak.
Tevfik: Rabbin takdiri ile kulun tedbirinin örtüşmesi.
Vakıf: Kesintisiz hayır yapma  bilinci.

Hürriyet: ALLAH’tan başka hiçbir sebebe bağlanmamaktır.
İffet: Kendi nefsi veya bir başkasının hesabına değil; söz, hareket, amel, niyet ve özde yalnız ALLAH hesabına göre olmaktır.
Hasene: İnsanın iyi bir işi yapması üzerine Allah’ın verdiği mükâfaattır.
Tâğut: Sahte tanrı.
Anakronizm: Tarihsel bir geçmişi ve o geçmişte reel bir zemini bulunan olaylar ve olguların gerçekte vuku buldukları tarihsel vasata özgü koşulların dışında değerlendirilmesi ve dolayısıyla tarihsel bağlamları hazfedilerek, salt zihin ve düşünce marifetiyle “şimdi”ye uygun bir mana ve muhtevaya büründürülmesidir.

Meal : Tefsir gibi açma-açımlama, sözü çoğaltma faaliyeti değildir. Meal çalışması çok kere zû-vucûh bir kelimede ve/veya gramatik yönden muhtelif tahlillere açık bir ibarede mündemiç bulunan anlamlardan birini seçme ya da muhtemel anlamlardan tercihe şayan olanını belirleme işidir.

12 Ekim 2015 Pazartesi

YILBAŞI ÜZERİNE


İnsanoğlu olarak dünya üzerinde varoluşumuzu devam ettirmek için planlamaya ihtiyaç duyuyoruz. Plan dahilinde eksi ve artılarımızı her an gözden geçirmek, bilançoyu eksiksiz tamamlamak için sürekli ve sürdürülebilir planlamayı yapmamız kaçınılmaz. Tıpkı mali yaşantımızda dönem dönem hesapları incelemek ve aksayan yönleri tespit ettiğimiz gibi maneviyatımızı da bir düzen içinde devam ettirebilmek için kapsamlı bir tespitte bulunmalıyız. Manevi bilançomuzu ise ancak dönemsel bazda kontrol edebilirsek eksiklerimizi belirleyebilir ve “halis muhlis” bir insan evladı olmaya bir adım daha yaklaşabiliriz!

Güzel bir fırsat kapıda! Yarın (13 Ekim) Hicri yılbaşı. Yani bu hicri yılın son günü, ertesi gün Muharrem ayının ilk gününü karşılayacağız. Yeni bir yılı! Bu akşam bir kapanış bilançosu mutlaka yapmalıyız. Geçen seneye dair kabaran nefsimizin önüne geçemediği günahlar için mutlaka pişmanlık duymalıyız! Gelecek bilanço döneminde aynı hataları yapmamalı ve yıl sonunda açık vermemeliyiz.

Amelden önce niyetleri sorgulayan İslami hayat tarzı, bize her işe “besmele” ile başlangıcı ve aynı niyetle işleri devam ettirmemizi öngörüyor. Dolayısıyla daha ilk günden en büyük düşmanımız olan kendimizi, içimizde ki “benliğimizi” dizginlemeli ve ezebildiğimiz kadar ezmeliyiz.

Yeni yıla oruçla başlamayı öneriyor Hz. Peygamber. “Kim zilhiccenin son günü (yani 13 Ekim, yarın) ve Muharrem’in ilk günü (yani 14 Ekim) oruç tutarsa geçen seneyi oruçla kapatıp, gelecek seneye oruçla başlamış olur. Allah O’nun elli yılına kefaret eyler” (İbni Mace Şerhi 1/124)”

Orucun temel olarak insanı yeme ve içme ile cinsi zevklerden uzak tutması, nefsimizin tek gıdası olan azgınlığımızın önüne geçmemize fayda sağlıyor. Bu tür hayvani yaradılışımızı bir kenara bırakarak, midemizi, gözümüzü ve cinsi organlarımızı devre dışı bırakıyor, tek farkımız olan akıl ve düşünme yeteneğimizi öne çıkarıyoruz. Açlığının ve lezzetsizliğin verdiği duygu ile düşünebileceğimiz tek şey, yoksunluk, fakirlik ve dolayısıyla dünyanın geçici zevkler yeri olduğudur. Bunları da anlamı itibariyle düşünmek yaradılışımızın gayesi için “tefekküre dalmak” olarak tanımlıyoruz. Tefekkür etmek ise aslı itibariyle zaten ibadettir. İbadetin için de ise zarar ve ziyan yoktur. Gözyaşı ve kötülüklere pişmanlık vardır. Yaptığınız iyiliklere ve kazandığınız sevaplara “neden daha çok kazanamadım” diyerek pişmanlık vardır. Böylece yarın yılın son gününde geçen yıla dair bilanço kapanışını, pişmanlıklarınız çok da olsa, farkına vararak kazançla kapatmamız mümkündür. Yeni bir yılın ise bu uyanıklık ve zihin berraklığı ile başlaması elbette ki karla geçeceğini garanti eder.
Bunun için bu sene 13 Ekim ve 14 Ekim kişisel muhasebat için önemlidir. Yeni yıla nefsi dizginleyerek girmek, oruçla terbiye edilmiş bir nefisle başlamak kazancın çok ve bereketli olacağına işarettir.

Ve tabii ki dua ile güçlendirmek gerekir.

Her kim, Muharrem ayının birinci ve onuncu (Aşure) günü sabahleyin, aşağıdaki duâyı üç kere okursa, tâ gelecek senenin Muharrem ayına kadar,    tüm belalardan  emîn ve muhafaza buyurulacağı rivayet olunmaktadır.

Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdü lillâhi rabbil âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ sey-yidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allâhümme entel ebediyyül kadîmül hayyül kerîmül hannânül mennân. Ve hâzihî senetün cedîdetün es'elüke fîhel ismete mineşşeytânirra-cîm. Vel-avne alâ hâzihin nefsil emmârati bis-sûi. Vel-iştiğâle bi-mâ yukarribünî ileyke. Yâ zel-celâli vel-ikrâm. Bi-rahmetike yâ erhamer-râhimîn, Ve sallâllâhü alâ seyyidinâ Muhammedin vel alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.

Mânâsı: Rahman ve Rahîm olan Allâh'ın adıyla.. Hamd, âlemlerin rabbi olan Allâh'a mahsustur. Salât ü selâm da Pey-aamber Efendimize, ehl-i beytine ve bütün ashabına olsun. Ey Rabbim, sen ebedî, ezelî, hayy, kerîm, hannân, mennânsın. Bu gelen, yeni bir yıldır. Ya Rabbi, kovulmuş şeytanın şerrinden bu yıl muhafaza olmayı istiyorum. Ve içimde, bana kötülüğü emreden nefsimle mücadelemde senden yardım diliyorum. Beni sana yaklaştıracak meşguliyetleri bana nasîb et, ey celâl ve ikram sahibi Rabbim. Rahmetinle, ey Merhametlilerin en merhametlisi... Efendimiz Muhammed-sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e, onun âline, ashabına ve bütün ehl-i beytine salât olsun..


Yeni yılınız hayırlara vesile olsun! 

6 Ekim 2015 Salı

KIŞ GELİYOR! ÇOCUKLARLA EVDE OYNANACAK 10 OYUN


Malum kış geliyor! Havalar soğuyacak. Gün içinde okul, iş telaşı derken akşam saatlerinde çocuklarınızla birlikte yemek sonrası TV başına mı geçeceksiniz yine! Ya da odalarına gönderip bilgisayar başında yalnızlıklarıyla başbaşa mı bırakacaksınız? Muhtemelen bahaneniz yorgunluğunuz olacak ama unutmayın karşınızda gözünüzün önünde öğrenmeye aç çocuklarınız duruyor. Onları teknolojik oyuncaklarıyla başbaşa bırakıp TV başında tekrar dizilerinizi izlerken uyuklayamazsınız. Ya da izlediğiniz şiddet, yalan, çıplaklık ve ahlaki yozlaşmanın tavan yaptığı dizi ve filmlerinizi izlemeye ortak edemezsiniz. Karşınızda bakir ve işlemeye hazır bir tarla dururken yabani otların onları esir almasına izin veremezsiniz! Yarının güzel, iyi ve yaşanabilir olmasını istiyorsanız bugün emek sarfetmelisiniz. Sorumluluk sizin! Onları dünyaya getirmekle işiniz bitmedi.

İki çocuk babası olarak aynı endişeyi ben de taşıyorum. Elimden ne gelir diye düşünüyorum. Her akşam gezme tozma yapamayacağımıza göre çocuklarınızla onların seviyesine inerek oyunlar oynamalıyız. Böylece hem onların gelişimine katkı sağlamalı hem de erken çöken karanlık kış akşamlarını eğlenceli hale çevirmeliyiz.

İşte size 10 oyun önerisi, gelişime katkı sağladığı noktalarla beraber hem de! Belki hep beraber çocukluğumuzu yaşar biz de eğlenmiş oluruz...

1) ÜÇGEN PEYNİR DİLİMLERİ

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 7 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi ve üzeri
Oynamak için Neler Gerekir: Kâğıt ve kalem
Nasıl Oynanır: İlk önce kâğıdın üstüne bir sürü nokta konur. Sonrasında ilk sırayı alan yarışmacı iki nokta arasına bir çizgi çizer. Bu çizgi iki noktayı birleştirmeli ancak birçok noktanın üzerinden geçmemelidir. Bu çizgiyi çizdikten sonra sıra diğer oyuncuya geçer. Bu oyuncu da da başka iki nokta arasına çizgi çizer. Oyunda amaç, karşı rakibe çizgi çizerek üçgen yaptırmadan üçgenler yapmaktır. Bu nedenle çizilen çizgilere dikkat edilmelidir. Bir şekilde oyunculardan biri iki noktayı birleştirerek üçgen elde ederse, üçgenin içine adının baş harfini yapar. Böylece üçgenin kime ait olduğu belli olsun.
Çocuğa Neler Kazandırır: Dikkati geliştiren bir oyundur.
Oyunun Videosu İçin Tıklayın.


2) HACI YATMAZ

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 2 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi ve üzeri
Oynamak için Neler Gerekir: Oklava veya sopa
Nasıl Oynanır: Uzunca bir sopa ortaya dikilir. Oyunculardan biri sopayı havada durması için tutar.  Oyuncular sopanın çevresinde halka şeklinde dizilir. Herkese bir numara verilir. Ortadaki oyuncu bir numara söyleyerek sopayı bırakır ve numarası söylenen oyuncu sopayı yere düşmeden yakalamaya çalışır.
Çocuğa Neler Kazandırır:Refleksleri geliştiren bir oyundur.
Oyunun Videosu İçin Tıklayın.


3) PAZARA GİTTİM

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 7 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi ve üzeri
Oynamak için Neler Gerekir: Herhangi bir materyal gerekmez
Nasıl Oynanır:  Oyuncular halka şeklinde oturur. İçlerinden biri oyunu “Pazara gittim ve ELMA aldım.” diyerek başlatır.  Yanındaki oyuncu bir önceki oyuncunun çarşıdan aldığı şeyi aynen söyler ve üzerine bir meyve-sebze daha ekler. Örneğin “Pazara gittim ELMA, MUZ aldım”. Üçüncü oyuncu da ikinci oyuncunun söylediğinin aynısını söyler ve bir meyve-sebze daha ekler. Oyun bu şekilde her oyuncuda yeni bir meyve-sebze eklenerek devam eder. Alınan meyve-sebzelerin sırasını karıştıran ya da unutan oyuncu yanar ve oyundan çıkar. Diğerleri en baştan başlayarak oyunun tekrar eder.
Çocuğa Neler Kazandırır: Hafızayı ve kelime haznesini geliştiren bir oyunudur.


4) İSİM-ŞEHİR

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: Okuma yazma bilen çocuklar
Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi ve üzeri
Oynamak için Neler Gerekir: Kağıt ve kalem
Nasıl Oynanır: Sayfa enlemesine tutularak sırası ile sayfanın üst tarafına İSİM-ŞEHİR-BİTKİ-HAYVAN-EŞYA-SANATÇI-ÜLKE ve NOT yazılır. Yazılan her kelimeden sonra sayfanın altına kadar çizgi çekilir. Oyunculardan biri, içinden bütün alfabeyi saymaya başlar. “DUR” denildiği anda hangi harfte kaldıysa onu yüksek sesle söyler. Örneğin “M” Herkes “M” harfiyle başlayan isim, şehir, bitki, hayvan, eşya ve sanatçı bulmaya çalışır.  İlk bitiren bitti deyip 20’ye kadar sayar. 20 olduğunda herkes yazmayı bırakır. Bulunamayan yerlere 0 puan verilir. Eğer iki kişi aynı şeyi yazmışsa onlar 5 puan alır. Birbirinden farklı olanlara da 10 puan verilir. Son oyunda bütün puanlar toplanır.
Çocuğa Neler Kazandırır: Hızlı ve farklı düşünme yeteneğini geliştiren, genel kültürü arttıran bir oyundur.

5) BOM!

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 7 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi ve üzeri
Oynamak için Neler Gerekir: Herhangi bir materyal gerekmemektedir.
Nasıl Oynanır: Oyuncular halka halinde dizilirler. İçlerinden biri “1” diye saymaya başlar, yanındaki oyuncu “2”, onun yanındaki “3” şeklinde saymaya devam ederler. 5’e gelen oyuncu “BOM” der. Oyun kuralı gereği 5 ve 10’un katlarında BOM denir. Örneğin, “1-2-3-4-BOM-6-7-8-9-BOM. “BOM” demek yerine sayısının kendisini söyleyen oyuncu yanar ve oyundan çıkar. Oyun 1’den başlayarak diğer oyunlar arasında devam eder.
Çocuğa Neler Kazandırır:Dikkati geliştiren bir oyundur.

6) EVET-HAYIR

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi ile
Oynamak için Neler Gerekir: Herhangi bir materyal gerekmemektedir.
Nasıl Oynanır: Oyunculardan biri soru soran diğeri de cevap veren kişi olur. Cevap veren oyuncunun hiçbir soruya “EVET” ya da “HAYIR” şeklinde cevap vermemesi gerekir. Örneğin, “Okula gidiyor musun?” sorusuna “EVET” derse yanar. “Gidiyorum” demelidir.  Karşı oyuncu “Kaç kardeşsiniz?, 3 kardeşsiniz değil mi?” gibi şaşırtmalı sorularla karşısındaki oyuncuya “EVET-HAYIR” dedirtmeye çalışır.
Çocuğa Neler Kazandırır:Dikkati ve hızlı düşünmeyi geliştiren bir oyundur.

7) BENZETMECE

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 7 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: Karşılıklı 2 kişi
Oynamak için Neler Gerekir: Herhangi bir materyal gerekmemektedir.
Nasıl Oynanır: İlk oyuncu karşıdakini bir nesneye ya da hayvana benzetir. Karşıdaki oyuncu da benzetildiği şeyin son harfini kullanarak yeni bir şeye benzetir. Örneğin ben seni KALEM’e benzettim der. Kalemin son harfi olan ‘M’ harfi başta olmak üzere karşı oyuncu da yeni bir şeye benzetir. Örneğin ben de seni  MASA’ya benzettim der. Diğer oyuncu tıkanana kadar oyun devam eder. Bu oyun taraflardan birinin “Ğ” harfi ile biten bir kelime söylemesi ile bitirilebilir.
Çocuğa Neler Kazandırır: Hızlı ve çeşitli düşünmeyi geliştiren bir oyundur.

8) SANA NE LAZIM?

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: Karşılıklı 2 kişi
Oynamak için Neler Gerekir: Herhangi bir materyal gerekmemektedir.
Nasıl Oynanır: Oyun için her bir oyuncunun 2 dakika süredir vardır. İlk oyunu başlatan oyuncu bir meslek seçer ve sonrasında “Sana ne lazım diye sorar?”. Örneğin, “Sen bir doktorsun, sana ne lazım?”. Diğer oyuncu bu soruya cevap verdiğinde, “Başka ne lazım” diyerek oyun devam ettirilir. Karşıdaki oyuncunun 2 dakika boyunca “Başka ne lazım?” sorularına hızlı cevap vermesi gerekmektedir. 2 dakika dolmadan tıkanıp, cevap veremeyen kaybeder. Bir oyuncu sorusunu bitirdikten sonra, sıra diğer oyuncuya geçer ve o bir meslek seçerek oyunu devam ettirir.
Çocuğa Neler Kazandırır: Meslekleri tanıtan bir oyundur.

9) HAYVAN TUTMACA

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi veya üzeri
Oynamak için Neler Gerekir: Herhangi bir materyal gerekmemektedir.
Nasıl Oynanır: Oyunculardan biri aklından bir hayvan tutar. Diğer oyuncu/lar tutulan hayvana dair sorular sorar. “Kaç ayaklı?”, “Ne yer?”, “Nerede yaşar?”, “Ne renktir?” gibi. Verilen cevaplara göre oyuncunun tuttuğu hayvan tahmin edilmeye çalışılır. Oyun bu şekilde sıra ile devam eder.
Çocuğa Neler Kazandırır: Hayvanları tanıtan bir oyundur.

10) KELİME AVI

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri
Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi veya üzeri
Oynamak için Neler Gerekir: Herhangi bir materyal gerekmemektedir.
Nasıl Oynanır: Oyunculardan birisi, ya da anne-baba çocuklara iki harfli bir hece verir. Örneğin “Pa”. Çocukların kendilerine verilen 2 dakikalık sürede “Pa” ile başlayan 3 ya da 5 kelime bulması beklenir. Pantolon, Pazar, para, paça, palyaço gibi. Hedeflenen kelime sayısını bulan çocuk bir puan kazanır.

Çocuğa Neler Kazandırır:
Kelime haznesini ve telaffuzu geliştiren bir oyundur.

Pedogoji Derneği

06.10.2015-Adana